Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Osmanlı-Malay Dünyası Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın

 

Muhammed El-Vecih El-Geylani El-Nablusi

Malay Dünyası'nın Osmanlı Şeyh-ül İslâmı

 

Şeyh Vecih El-Kilani 1883[1] yılında, bugünkü Filistin sınırları içerisinde dağlık bir alanda bulunan Nablus’ta doğdu. İlk ve orta öğretimini Nablus’ta tamamlayan Şeyh Vecih, eğitiminin geri kalan kısmını tamamlamak üzere İstanbul’a yerleşti. Daha sonra kariyerinde hızla ilerleyerek Meşihat-ı İslâmiye’de kâtipliğe başladı. Meşihat-ı İslâmiye’deki görevine ek olarak ayrıca Sultan Reşad’ın oğulları Şehzade Necmeddin ve Ziyaeddin’e[2] de hocalık yaptı.

Şeyh Vecih’in hayatındaki en önemli dönüm noktası ve onu tarihteki önemli bir şahsiyet haline getiren, hiç kuşkusuz kendisinin Filipinler’deki vazifesi idi. Her şey Şeyh-ül İslâm Esad Efendi’nin Filipinlere müftü gönderilmesi hususunda, bu görev için Şeyh Vecih’i Sultan Reşad Han’a sunmasıyla başladı. Esad Efendi için Şeyh Vecih Meşihattaki seçkin kâtiplerden biriydi ve seyyid olması hasebiyle asil bir nesebe sahipti. Esad Efendi’nin teklifi üzerine Sultan Reşad Han, 13 Mayıs 1913 tarihinde, Şey Vecih’i Filipinlere gönderilecek Osmanlı Müftüsü olarak görevlendirdi. [3]

Şeyh Vecih Ekim 1913’te İstanbul’dan ayrılarak, Beyrut ve İskenderiye üzerinden Cidde’ye vardı. Burada hacdan dönmekte olan 106 Morolu Hacı ile buluştu ve onlarla birlikte Singapur’a doğru yol aldı. Singapur’da, Güneydoğu Asya ülkelerinde etkili bir isim olan, Hadramutlu Arap Modernist Muhammed bin Akil bin Yahya ile görüştü. Daha sonra Singapur’dan ayrılarak Filipinler’e yol alan Şeyh Vecih, 28 Ocak 1914 tarihinde, Osmanlı tarafından Filipinler’e gönderilen bir müftü olarak Zamboanga bölgesine vardı. Burada, Amerika Birleşik Devletleri Moro Valisi Albay John Finley, bölge Müslümanları ve de bölgedeki Osmanlı tebaası tarafından büyük bir törenle karşılandı. [4]

Zamboango’ya vardıktan sonra bölgedeki Moro Müslümanları ile diyalog kurmaya başlayan Şeyh Vecih görevi sırasında Filipinler’deki Amerikan idaresine karşı da son derece hassas davranıyordu fakat yerel Katolik siyasetçiler Şeyh Vecih’in varlığından rahatsız olmuşlar ve durumun tam tersini iddia ederek, Şeyh Vecih’in Filipinler’e gelmesinin ardında yatan asıl sebebin, Müslümanları Amerikan idaresine karşı ayaklanmaya çağırmak ve Cihad ilan etmek olduğunu beyan ediyorlardı. Bölgenin Amerikan Valisi Francis Burton Harrison yerel yöneticilerin bu iddialarını ciddiye almış ve Şeyh Vecih’in Amerikan idaresine karşı bir tehlike arz ettiğini düşünmeye başlamıştı. Filipinleri terk edip gitmesi yönündeki baskılara karşı direnen Şeyh Vecih’in bu direnişi, bölgede tanınan etkili isimlerden, Hıristiyan bir Suriyeli olan Dr. Necib Salibi tarafından da destek görmüştü. Fakat direnişi ve de görmüş olduğu destek sonuçta fayda sağlayamamış, bölge valisi Harrison 3 Nisan 1914’te Şeyh Vecih’i İstanbul’a dönmek üzere Filipinler’den göndermeyi başarmıştı. Şeyh Vecih’in bu şekilde gönderilmesi elbette ki bölgedeki Moro Müslümanları için bir açıklama gerektiriyordu ve Amerikan idaresi Şeyh Vecih’in sağlık problemlerini ileri sürerek ayrılmak zorunda kaldığını iddia etmişti.

Tüm Malay Dünyasının Şeyh-ül İslâmı

Şeyh Vecih’in Osmanlı topraklarına geri dönüşü sırasında, Malay Dünyasında İslamcı yayınlar yapmakta olan Neracha isimli gazete Şeyh Vecih onuruna Singapur’da, Adelphi Otelinde bir resepsiyon düzenledi. Kaynaklara göre, resepsiyonu düzenleyenler, Şeyh Vecih’e sadece Filipinler Şeyh-ül İslâmı olarak değil tüm Malay Dünyası’nın Şeyh-ül İslâmı olarak muamele etmişti. Şeyh Vecih Singapur’dan sonra bugünkü Malezya sınırları içerisinde bulunan Penang’a geçmiş ve orada da Müslümanlar tarafından benzer bir muamele ile karşılanmıştı.

Şeyh Vecih, Filipinlerdeki görevinden vazgeçmemişti. Daha Osmanlı topraklarına varmadan önce Filipinler Şeyh-ül İslâmı sıfatıyla Zambaongo’ya geri dönmenin yollarını arıyor ve hesaplamalar yapıyordu. Fakat Osmanlı Devleti’nin İttifak Devletleri saflarında savaşa girmesi ve Şeyh Vecih’in her geçen gün ilerleyen rahatsızlığı, bu planlarının önünde duran en önemli engellerdi. [5]

Şeyh Vecih’in Filipinlere Dönüş Girişimleri

Şeyh Vecih Filistin’e geri dönmüş ve bu dönüşü sonrası Nasıra’da ikamet etmeyi tercih etmişti. Bu tercihinde elbette ki sağlık sorunları önemli bir rol oynamıştı fakat başka bir sebep daha vardı. İsa Peygamber’in doğum yeri olarak kabul edilen Nasıra, dünyanın dört bir tarafından gelen dindar Hıristiyanların uğrak yeriydi. İttihat ve Terakki yönetimi altında savaşa girmiş olan Osmanlı Devleti’nin dört bir yanında İttihatçı uygulamalar hissediliyordu. Şeyh Vecih bu şartlar altında, kendi pozisyonunu kullanarak, Nasıra halkı ve yerel yöneticiler arasında arabuluculuk faaliyetlerinde bulunmaya başlamıştı. Bu faaliyetleri çok geçmeden bölgedeki Amerikan temsilcilerinin dikkatini çekmişti. Amerikan siyasetinde etkin bir yere sahip ve bizzat Başkan Wilson tarafından Kudüs temsilciliğine atanan Otis A. Glazebrook, Şeyh Vecih’in Filipinler’deki görevine geri dönebilmesi için bizzat Amerikan Başkanı Wilson’a hitaben bir mektup yazarak bu mektubu Şeyh Vecih’e teslim etmişti. Mektup o dönemde bölgedeki Amerikan idarecileri tarafından gayet ciddiye alınmıştı.

Suriye bölgesinden başka ülkelere gidecek tüm gemi seyahatleri Osmanlı idaresi tarafından durdurulmuştu. Fakat Şeyh Vecih’in Filipinler’e geri dönme planları, İttihat ve Terakki’nin en önemli üç şahsiyetinden biri ve 4. Ordu Kumandanı olan Cemal Paşa’nın dikkatini çekmeye yetmişti. Cemal Paşa, Şeyh Vecih’in tekrar Filipinler’e, Şeyh-ül İslâm sıfatıyla gidebilmesi için, Bâb-ı Âli ve Amerikan idarecileriyle gerekli yazışmaları yapmıştı. Bir Amerikan savaş gemisi olan Tennesse, yakında Suriye’den ayrılıp Amerikan topraklarına doğru yola çıkacaktı. Şeyh Vecih’in bu gemiyle yolculuğa çıkması planlanmaktaydı. Yanında, yolculuğu sırasında iki kişi daha olacaktı. Filipinler’den beraberinde getirdiği hususi hizmetlisi Tahir adında bir çocuk ve de tercüme işlerinde yardımda bulunacak olan sekreteri.

Amerika’nın İstanbul Büyükelçisi Morgenthau, Şeyh Vecih ve beraberindekilerin Tennessee ile yola çıkmaları hususunda Washington ile yazışmıştı fakat geminin kalkış gününe kadar herhangi bir cevap alamamıştı. Geminin Beyrut Limanından hareket ettiği aynı gün, Birleşik Devletler Savaş Sekreteri olan Lindley Garrison, Deniz Kuvvetleri Komutanlığını bilgilendirerek, Şeyh Vecih’in Birleşik Devletlere seyahatini onaylamadıklarını bildirmişti. Garrison ayrıca Devlet Bakanlığını da bilgilendirmiş, Şeyh Vecih’in Amerika’ya yapacağı seyahati onaylamadıklarını ve Manila’da bulunan Amerikan idaresinin de bu girişime karşı çıktığını raporunda belirtmişti. Fakat Tennessee, bu telgraf İstanbul’a henüz ulaşmadan önce, 26 Haziran 1915 tarihinde, Şeyh Vecih ve beraberindekiler ile birlikte Beyrut Limanından çoktan ayrılmıştı.

Amerikalılar o dönemde tarafsız bir devlet olarak Birinci Dünya Savaşı’na katılmamıştı fakat Osmanlıların tüm siyasi adımlarına da kuşkuyla yaklaşmaktaydılar. Osmanlılar dünyanın her yerinde tüm İtilaf Devletleri’ne karşı cihad ilan etmişti fakat Osmanlı tarafından tüm dünyada yapılan propaganda sadece İtilaf Devletleri değil dünyanın neresinde olursa olsun- Birinci Dünya Savaşında tarafsız olsalar bile- tüm sömürgeci güçlere karşı Müslümanları isyan etmeye davet ediyordu. Şeyh Vecih’in Filipinler’e seyahati böyle bir amaca hizmet edebilirdi. Nitekim o dönemde yapılan yazışmalardan da bu açıkça anlaşılabilmektedir. İttihat ve Terakki’nin en önemli ismi olan Enver Paşa, Şeyh Vecih’in böyle bir amaç için gayet ideal bir şahsiyet olduğunu düşünmekteydi. 17 Haziran 1915 tarihli, Cemal Paşa’nın Dahiliye Nezareti ile yapmış olduğu bir yazışmada Şeyh Vecih’e günlük 400 Lira verilerek görevlendirilmesi karara bağlanmıştı. [6]

Şeyh Vecih tüm çabalarına rağmen, Filipinler’deki görevine dönebilmeyi başaramamıştı. Filipinler’deki sömürge idaresi, Şeyh Vecih’in Washington’da yapabileceği her türlü görüşmeyi önleyebilmenin bir yolunu bulmuştu. Dönemin New York Times gazetesi 13 Ağustos 1915 tarihli sayısında Şeyh Vecih’ten bahsetmişti. İlgili haberde Şeyh Vecih’in şu sözlerine yer verildi.

“Amerikan Halkına şunu söylemek isterim ki Filipinler’de yarım milyona yakın Müslüman yaşamaktadır ve bu insanlar Amerika’nın kendilerinden asla mahcup olmayacakları vatandaşlar olacaklardır.” [7]  

1915’in sonuna doğru Şeyh Vecih’in sağlık problemleri daha da ciddi bir hâl almaya başlamıştı. Uzun süredir yaşamakta olduğu böbrek yetmezliği problemi nedeniyle 5 Mayıs 1916’da Virginia Eyaleti’nin Richmond şehrinde vefat eden Şeyh Vecih, vefat ettiğinde henüz 33 yaşındaydı.

Vefat haberi Osmanlı’nın Washington Büyükelçiliği tarafından Hariciye Nazırlığına bildirilmişti. Şahsi eşyaları, mektupları ve de parası o sırada halen Nasıra’da yaşamakta olan ailesine teslim edilmiş[8] ve kendilerine hükümet tarafından maaş bağlanmıştı.[9]

  


[1] Ihsan Al-Nimr,  Tarekh Jabal Nablus w’al Baka’a isimli eserinde Şeyh Vecih’in doğum tarihinin 1867 olduğunu aktarmaktadır. (Al-Nimr'den Aktaran: Mohammad Al-Jahalayn, “Al-Shaykh Wajih Munib Al-Kilani” Honaalsalt Blogspot, 26 Şubat 2010. (http://honaalsalt.blogspot.com.tr/2013/03/blog-post_7682.html ) 19 Ekim 2017’de giriş yapılmıştır.)

[2] William G. Clarence- Smith, “Middle Eastern States and the Philippines under Early American Rule, 1898-1919” From Anatolia to Aceh: Ottomans, Turks and Southeast Asia, Ed. by A.C.S. Peacock & Annabel Teh Gallop, Oxford: British Academy Oxford University Press, 2015, s. 204.

[3] A.g.e, s. 203; Joshua Gedacht, “Holy War, Progress, and “Modern Mohammedans” Colonial Southeast Asia.” The Muslim World, S:105/4 (2005), s.457.

[4] Clarence-Smith, 2015: s.204; Gedacht, 2005: s.458.

[5] Clarence-Smith, 2015: s.206-207.

[6] A.g.e; s. 212-213.

[7] New York Times, “Sheikh Here to Lecture”, 13 Ağustos 1915.

[8] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Istanbul, DH.KMS. 34/24, 22 Eylül 1915.

[9] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Istanbul DH.KMS. 42/13, 21 Kasım 1916.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi