Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Osmanlı-Malay Dünyası Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın

 

Hacı Abdullah Nuño: Filipin Müslümanlarından Sultan Reşad'a Mektup

“… bizler ki İslam’ın evlatlarıyız. Buna binaen, sizin aciz kullarınız olarak naçizane arzumuz şudur ki; Kudretli Sultanımız, (Osmanlı İmparatorluğu Sultanı) bizim akval ve amellerimizi müşahede etmek maksadı ile Moro Vilayetine bir mümessil göndersin… ve bizi şu iki hususta talim etsin;  Fıkh-ı İslam ve Adet-i İslamiye’yi Amerikan kanun ve adetleri ile nasıl birleştirebileceğimiz hususu ile Allah’ın kelamı doğrultusunda amel ederek, Kuran-ı Kerim’i ve Resul-ü Ekremin hadislerini şiar edinerek, dini Muhammediyye’yi nasıl inşa ve iltizam edeceğimizi…”[1] diyordu Hacı Abdullah Nuño ve 58 arkadaşı... Halife ve Osmanlı Sultanına hitaben 1912 yılında yazmış oldukları mektuplarında.

Bu mektubun hikâyesine, Filipin Adaları’nın güneyinden İstanbul’a uzanan uzun yolculuğu ve sonrasına başlamadan önce,  çoğunlukla Filipin Adaları’nın güney kesimlerinde yaşayan ve “Moro” olarak adlandırılan Müslüman topluluktan bahsetmeye çalışacağız.

Araplar ticaretle uğraşan bir kavimdi ve İslam onların ticaret ruhlarını daha da güçlendirdi. Müslüman tüccarlar İslam İmparatorluğu’nun uzunca bir döneminde ünlü İpek Yolu’nun deniz üzerindeki ticaret yollarına hâkimdi. Birçok Arap denizci ve tüccar, seyahatlerine Kızıl Deniz’den başlayarak ve Hint Okyanusu üzerinde birçok limanda durarak Hindistan ve Çin kıyılarına kadar ulaşmışlardı. Bu yolla ticaret gemileri ağı, Hint Okyanusu’nun en doğusundaki topraklara kadar uzanmıştır.[2]

Filipin Adaları’nın en güneyinde kalan Sulu Adaları ve Mindanao’ya Müslüman tüccarların gelmesiyle birlikte yerli ada halkı yavaş yavaş İslam dinine geçmeye başlamıştır. Bölgenin Müslümanlaşmasıyla beraber 14. yüzyılın ortalarında Filipin tarihindeki ilk cami de Simunul kasabasında inşa edilmiştir.[3] Bu gelişmenin ardından İslam adalar topluluğunun güneyinden kuzeye doğru yayılmaya başlamıştır. İslam dini, Güney Doğu Asya’nın bu adalarla çevrili bölgesine bahsi geçen yollarla ulaşmış olmasına rağmen, Filipinlerdeki Müslümanlar bu coğrafyada bulunan diğer Müslüman topluluklardan farklı bir şekilde tesmiye edilmiş ve kendilerine “Moro” denilmiştir.

“ Moro ” İsmi

İslam fetihleri batıda İberya Yarımadası kıyılarına ulaşıp Emevi Hilafetinin yaklaşık 8 yüzyıl süren Güney Avrupa’daki hâkimiyetinin kurulmasıyla, Araplar, Kuzey Afrikalılar ve İspanyollar dünyadaki en seçkin uygarlıklardan birisi olan “Endülüs” uygarlığını kurmuşlardır. İspanyollar İberya Yarımadasında yaşayan Müslümanları ayırt etmek için onlara, Latince “ Mauri ” ve Yunanca “ Mauros ” isminden türemiş bir isim olan “ Moro ” ismini vermişlerdir. Bu kelimelerden Mauri Latincede “ vahşi doğa ”,  Mauros ise Yunancada “ Siyah ” anlamına gelmekteydi. İspanyolların Müslümanları ayırt etmek için, daha çok aşağılayıcı bir anlamda kullanmış oldukları bu ifade ndeniyle, İspanyollar için, İberya Yarımadası Müslümanları “ Moro ”, Endülüs Uygarlığı ise " Moorish " medeniyetiydi.[4]

Akademik çalışmaların çoğu aynı ismin İspanyollar tarafından 16. yüzyılda Filipin Adalarına getirildiğini öne sürmektedir. İspanyollar takımadalara ulaştığında takımadaların güney bölgelerinde yaşayan Müslümanların direnciyle karşılaşarak bu insanları, daha önce İberya Yarımadasındaki Müslümanları belirtmek için kullandıkları isim olan “ Moro” ismi ile ifade etmeyi tercih etmişlerdir. Diğer yandan bazı akademik çalışmalar[5] ise “ Moro ” isminin İspanyollar’ın takımadalara gelmeden önce de var olduğunu öne sürmektedir. Bu çalışmalara göre, Kuzey Afrika ülkeleri ve Asya ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler, Kuzey Afrikalıların, Filipin Takımadalarındaki Müslümanlar ile yakın ilişkiler kurmasına imkân sağlamıştır. Müslüman olan Filipinliler bu nedenle, Kuzey Afrikalıların da kendileri için kullanmakta oldukları “Moro” ismini kullanmışlardır. Böylelikle, Moro isminin İspanyollar tarafından Filipin Müslümanlarına empoze edilen bir isim olmaktan daha çok Filipin Müslümanlarının kendi rızalarıyla kullandıkları bir isim olduğu iddia edilmektedir.

İspanyolların bölgeye hâkim olduğu dönem sonrasında ise, Amerikalılar bölgeye geldiğinde, Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgeleri “ Moro Toprakları ” olarak ifade etmişlerdir.[6]

Moro terimi günümüze dek, Hristiyan Filipinliler arasında, Müslümanların barbar ve zalim olduğunu ima eden aşağılayıcı bir ifade olarak kalmıştır.[7] Bununla birlikte, Filipin yakın tarihinde, Moro Ulusal Kurtuluş Örgütü lideri Nur Misuari, ismin bağlamsal yapısını değiştirerek bu ismi, Müslümanların, yüzyıllardır sömürgecilere ve de Müslüman olmayan Filipinlilere karşı vermiş oldukları mücadelenin adı haline getirmiş ve sloganlaştırmıştır. “Moro Filipin değildir” sloganı, Misuari destekçilerinin sloganı olmuştur. Her ne kadar, geleneksel Müslüman elitleri “Moro” terimini kullanmayı tercih etmeyip bunun yerine basitçe “Müslüman” terimini kullanmayı tercih etmiş olsalar da, “ Moro ” ismi yeni nesillere hitap etmek amacıyla yeni bir bağlamda tekrar canlandırılmıştır.[8]

Hacı Abdullah Nuño

Sama Kabilesi (Samal Balangingi) Sulu Takımadalarının, Filipin Adalarında bulunan Sulu-Mindanao bölgesine yerleşmiş, 19. yüzyılda Güney Doğu Asya kıyı yerleşimlerine ve ticaret gemilerine düzenlemiş oldukları saldırılar ile bilinen bir kabileydi. Kabilenin Moro’lu şefi Panglima Tauban, bölgedeki İspanyol hegemonyasını reddeden güçlü bir liderdi.[9] İspanyol Vali Narciso Claveria, 1848 yılında, Samal Balangingi’ye boyun eğdirmek ve bölgedeki İspanyol hâkimiyetini güçlendirmek için bir saldırı düzenlemiş; İngiltere’den getirdiği buharlı savaş gemilerini, Balangingi gemilerine, yerleşim yerlerine ve tahkimatına karşı konuşlandırmıştı.[10] Bu tarih yani 1848 yılı, Samal Balangingi halkı ve İspanyol saldırıları sırasında Bornea adalarında bulunan Panglima Tauban için bir dönüm noktası olmuştu. Çünkü Panglima Tauban’ın ailesi de dâhil, saldırılardan sağ kurtulanlar, Filipin Adalarının en kuzeyine doğru önce  Zamboanga’ya, sonrasında ise İspanyolların eradikasyon stratejisinin bir parçası olarak, Tondo ve Cavite daha sonra Fort Santiago ve en sonunda da 1866 yılında Cagayan Vadisi’ne sürgün edilmişlerdi. [11]

Bu tutsaklar arasında, Panglima Tauban’ın oğlu olan ve İspanyollar tarafından sürgün sonrasında bir katolik olarak vaftiz edilen Antonio dela Cruz da vardı. Anlatılanlara göre, Panglima Tauban hem halkının intikamını almak hem de ailesini bulmak amacıyla kuzeye doğru ilerlemiş, belirli yerlerde saldırılarda bulunmuş ve en sonunda ailesine kavuşmuştu fakat daha sonra İspanyollar tarafından yakalanmış ve 1864 yılında Cavite Arsenal’de tutulduğu zindanda, ailesinden uzak bir şekilde ölmüştü.

Panglima Tauban’ın oğlu genç Antonio dela Cruz bir manastırda rahib yardımcısı olarak hizmet etmiş ve İspanyol usulü bir eğitim görmüştü. Cruz, 1881 yılında İspanyol Hükümetine sunduğu dilekçede, sürgün cezasının kaldırılmasını ve Mindanao’ya kültür elçisi olarak gönderilmesini talep etmişti. Bu durum aynı zamanda Zamboanga’daki İspanyol otoritesinin de amaçlarıyla örtüşmekteydi.[12] Antonio dela Cruz’un talebi kabul edilmiş ve çok uzun bir süre sonra, Antonio dela Cruz, sürgüne gönderilen halkının çıkarıldığı topraklara geri dönmüştü.

Zamboanga Valisi Severo Ventura y Nuño, Antonio dela Cruz’u İspanyolca konuşabilen eski bir Moro’lu olması ve İspanyol kültürü ile örf ve adetlerine aşina olması sebebiyle kendi sekreteri olarak istihdam etmişti. Antonio dela Cruz ise valiye olan minnetini göstermek adına Nuño ismini benimseyip kullanmaya başlamıştı. [13]

1848 tarihi, Samal Balangingi için, vatandan uzak bir yerde, esaret ve sürgün içinde geçen bir hayata rağmen unutulmamış bir trajedi olmuştu. İspanyolların eradikasyon ve asimilasyon politikası başarısız olmuş ve Antonio dela Cruz ve bazı tanınmış kişiler Samal Belangingi’nin silinmiş tarihini ve kimliğini geri kazandırmak için topraklarına geri dönmüşlerdi. Katolik bir İspanyol gibi yetiştirilmesine rağmen, köklerini unutmamış bir Moro Müslümanı olan Cruz Nuño, hacca gittikten sonra ismini Hacı Abdullah Nuño olarak değiştirdi. Amerikalılar Filipin Adalarının kontrolünü ele geçirdikten sonra ise Hacı Abdullah Nuño, 1866 yılında Cagayan Vadisine sürgün edilmiş olan Samalıları (100e yakın erkek, kadın ve çocuk) 1905 yılında Mindanao ve Suluya geri getirmek için çalışmalarda bulunarak, sürgün edilmiş bu insanları Taluksangay, Tigboa, ve Tupalic’e tekrar yerleştirdi.[14]

1912: Halifeye Mektup

İspanya-Amerika Savaşı’nın İspanya’nın mağlubiyeti ile sonuçlanmasından sonra İspanya, uzun süredir hâkim olduğu sömürgesi Filipinler’i, 4 Şubat 1899 Paris Antlaşması ile Amerika’ya devretti. Fakat sömürgeci güçler arasındaki bu değişiklik, Filipinliler arasında sömürgeciliğe karşı başlatılan direniş harekâtını sonlandıramadı. Amerika Birleşik Devletleri’nin, hâkimiyetini pekiştirmek ve Filipin halkını Amerikan boyunduruğuna alabilmek için bu direnişi bastırması gerekmekteydi.

Zamboanga Bölge Valisi John Finley, Moro Müslümanları ile yakın ilişkiler içindeydi. Finley, bu bölgedeki gözlemlerine dayanarak birçok önemli olayı bildirdiği raporlarında, İspanyolların daha önce yaptığının aksine, Amerikalıların Moro Müslümanlarına yönelik yeni yaklaşımları takip etmesi gerektiğini savunuyordu. Finley’e göre, Müslümanlar, Gayrimüslim Filipinlilerin aksine ABD’nin ülkeden ayrılmasını istemiyordu. Moro Müslümanlarının isteği iyi birer Müslüman oldukları kadar Amerikan kanunlarına da uyan iyi birer Amerikalı da olmaktı. İyi bir Müslüman olma arzusu Amerikan hükümeti tarafından yerine getirilmesi gereken bir gereklilikti; ancak bu göz ardı edildi. Bu gözlem ve deneyim Finley’i, Müslümanların İslamı doğru kaynaklardan öğrenmesine yardım etmeye teşvik etti. Çünkü Finley, bu insanların dinlerini, Kuranı temel alan İslam doktrinlerinden öğrenmediğine inanıyordu.[15]

Amerikalıların, Finley’in Moro Müslümanları arasında yaptığı gözlemden ayrı olarak, Filipinleri ele geçirdiği sırada kazandığı başka bir deneyimleri daha bulunmaktaydı. 1899 yılının Mart ayının sonunda, Dışişleri Bakanı John Hay, İstanbul'daki Amerikan Büyükelçisi Oscar Solomon Straus'a, kendisinin Osmanlı padişahından, Sulu Sultanlığındaki Moro Müslümanlarının, Amerika’nın bölgedeki hâkimiyetini kabul edip silah bırakmalarını istemesini beyan eden bir mektup yazdı. Amerikalılar ve Osmanlılar o tarihlerde birçok antlaşmaya bağlı olarak müttefik devletlerdi. Sultan II. Abdülhamid, o tarihe kadar, Filipin Adalarında Müslümanların yaşadığını bilmediğini beyan etmiş ve bunun üzerine Mekke’ye bir telgraf çekerek burada hac ibadetini yapan Filipinlilere bir mesaj göndermişti. Halife bu mesajında; Amerikalıların, oradaki halkın dinlerini özgürce yaşayabileceğinin garantisini verdiğini ve Moro Müslümanlarının barışçıl bir şekilde Amerikan hâkimiyetine girmeleri gerektiğini ifade etmişti. Filipinli Hacılar bu mesajı Sulu Sultanına götürmüş, Büyükelçi Straus’un iddiasına göre ise bu mesaj, Müslümanları Amerikalılara karşı silah bırakmaya ikna etmişti. Vali Finley, bu konuda Moro Müslümanlarına karşı benzer bir yöntem uygulamayı düşünen birisi olarak Büyükelçi Straus’un bu girişiminden (Halifenin mesajının hiçbir etkisi olmadığını düşünse de) çok etkilenmişti.[16]

Amerikan çıkarlarının, Moro Müslümanlarının dinlerini öğrenip iyi birer Müslüman olmayı istemelerinden yana olmasıyla, Hacı Abdullah Nuño ve Moro Müslümanlarının diğer 58 lideri 1912 yılında, Halife ve Osmanlı İmparatorluğu Sultanına (o tarihte V. Mehmed Reşad) göndermek ve Sultandan, Zamboanga ve Taluksangay’daki Müslümanları eğitmesi için Müslüman bir alim göndermesini talep etmek amacıyla bir mektup yazarlar. Mektup Arap harfleri ile hem Tausug hem de Arapça dillerinde yazılır. Hacı Abdullah Nuño ve diğer liderler yazdıkları bu mektupta, Osmanlı Padişahını yüceltici ifadeler kullanarak, Halifenin dünyadaki bütün Müslümanların sorumluluğuna sahip olduğunun üzerinde durur ve kendilerini de “ sizin aciz kullarınız ” olarak ifade ederek Osmanlı otoritesine tebaiyetlerini beyan ederler..[17]

Aynı zamanda mektupta da değinildiği üzere, Finley onlar için bir anne, baba gibidir ve bu sebeple ona güvenmekte olduklarını ve kendilerinin mutlak vekili tayin ettiklerini beyan ederler.[18] 1912’nin Mart ayında Finley, Hacı Abdullah Nuño ve diğer liderler tarafından imzalanan mektubu teslim alır. O dönemde çekilen fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, mektup Finley'e resmi bir tören ile teslim edilmiştir.

Finley, 1912 Haziranının başlarında Washington’a ulaşır ve mektubu İstanbul’daki yetkililere, mümkünse padişahın kendisine teslim etmek için destek aramaya başlar. Finley, Savaş Bakanlığından İstanbul’daki Büyükelçi William Rockhill’e bir mektup gönderilemsini sağlar ve nihayet Mart 1913’te İstanbul’a ulaşmayı başarır. Finley, mektubu sultana iletebilmek için İstanbul’da bazı randevular ayarlamaya çalışır ve 27 Mart 1913’te Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi kendisini huzura kabul eder. Finley mektubu Esad Efendi’ye bizzat kendisi teslim eder. Esad Efendi Moro Toprakları’na Kuran-ı Kerim başta olmak üzere Kuran-ı Kerim temelli kaynakları ve bir İslam alimi göndermeyi kabul ederek, mektubu aynı zamanda padişahın kendisine de ileteceğini beyan eder.

22 Mayıs 1913’te Halife ve Sultan V. Mehmed Reşad, Finley’i huzuruna kabul eder. Görüşme sırasında Sultan Reşad, Amerika'nın Moro Müslümanlarına verdiği dini özgürlük garantisinden dolayı memnuniyetini ifade eder. Finley bu görüşme sırasında ayrıca, Esad Efendi tarafından yazılmış olan ve Moro Müslümanlarını İslam dinine olan bağlılık ve teslimiyetlerinden ötürü övgüler için mektup ile Hacı Abdullah Nuño tarafından yaptırılmış olan Taluksangay Camii’ne asılması için verilen bazı kitabeleri de teslim alır.

Finley, 28 veya 29 Mayısta Şehzade ile görevinin ayrıntılarını görüşmek için buluşur. Daha sonra Sultan V. Mehmed Reşad tarafından Finley’e 3.Derece bir Mecidiye Nişanı verilir.

Mütevazı Moro Müslümanları tarafından yazılan mektup Moro Toprakları’ndan Washington’a, Washington’dan İstanbul’a, Osmanlı Padişahı ve İslam Halifesi’ne ulaşmıştır. Moro Müslümanları, sonunda kendilerine dinlerini öğretecek bir alime kavuşacaktır. Bu görev için ise, 31 Mayıs 1913’te Filistinli Katip Muhammad Wajih bin Munib Zayd Al-Kilani Al-Nablusi görevlendirilir.[19]

 


[1] Midori Kawashima, “The White Man's Burden and the Islamic Movement in the Philippines: The Petition of Zamboanga Muslim Leaders to the Ottoman Empire in 1912.” Monograph Series 17, Institute of Asian Cultures, Sophia University, 2014, Tokyo, Japan, Kawashima’dan aktaran Caroline T. Baicy, “The Petition of Zamboanga Muslim Leaders to the Ottoman Empire in 1912.” eMindanao, 13 Ekim 2014.

http://emindanao.com/?p=489 (08/08/2017’de giriş yapıldı).

[2]Mansur Xu Xianglong, “From Moors to Moros: The North African Heritage of the Xui Chinese.” Journal of Muslim Minority Affairs, S:16/1 (1996), s.23.

[3] Brendan Koerner, “How Islam Got to The Philippines and what the Sultan of Sulu has to do with it.” Slate, 28 Ocak 2005.

[4] Mansur Xu Xianlong, age, s.25.

[5] Mansur Xu Xianlong, age.

[6] Joshua Gedacht, “Holy War, Progress, and “Modern Mohammedans” in Colonial Southeast Asia.” The Muslim World, S:105/4 (2005), s.453.

[7] Thomas M. McKenna, “Muslim Rulers and Rebels: Everyday Politics and Armed Separatism in the Southern Philippines.” Comparative Studies on Muslim Societies, S:26, Kaliforniya Üniversitesi Basın Bülteni, 1998, s.164.

[8] Amy L. Freedman, “The Internationalization of Internal Conflicts: Threatening the State.” Routledge, 2016, s. 172.

 

[9]  James Francis Warren, “The Balangingi Samal: The Global Economy, Maritime Raiding and Diasporic

Identities in the Nineteenth-Century Philippines” Asian Ethnicity, S:4/1 (2003), s.7.

[10] age. s. 18.

[11] Tingting Cojuangco, “Journey to a Muslim Past” Philstar Global, 23 Aralık 2001.

[12] James Francis Warren, age, s. 26.

[13] Tingting Cojuangco, 23 Aralık 2001.

[14] James Francis Warren, age, s. 27.

[15] John P. Finley, “The Mohammedan Problem in the Philippines” The Journal of Race Development, S:5/4 (1915), s. 355-360.

[16]  William G. Clarence- Smith, “Middle Eastern States and the Philippines under Early American Rule, 1898-1919” From Anatolia to Aceh: Ottomans, Turks and Southeast Asia, Ed. by A.C.S. Peacock and Annabel Teh Gallop, Oxford: Published for the British Academy by Oxford University Press, 2015, pp. 200-201.

[17]  Baicy, 13 Ekim 2014.

[18]  Başbakanlık Osmanlı Arşivi,  “Filipin Adaları İslam Ahalisi tarafından Vekil-i Mutlakları Con"pi" Fin'li Vesatetiyle Takdim Edilen Arizaya Dair. (1331C-011)” İ..MBH. /12 – 37.

[19]  Smith, 2015: s. 201-203




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi